Samsun Merkez  Bafra  Ladik Terme 
Alaçam  Çarşamba  Ondokuzmayıs  Vezirköprü 
Asarcık  Havza Salıpazarı  Yakakent 
Ayvacık  Kavak  Tekkeköy 

Anasayfa | Haber | Resim Galerisi  | Yemek Tarifleri  | Mesajlar | Reklam | Yazar Girişi

Bugün: 31 Temmuz 2010

 
RecepYazgan
recep.yazgan@hotmail.com

Sana geldim
19.12.2006

 Seni aldattığım şehirlerin sayısını çoktan unuttum. Senden alamadığım, bulamadığım sevgiyi ve aşkı başka şehirlerin koynunda aradım. Ne ki, seni sevemeyen, sevmesini beceremeyen bir Samsunlu, başka şehirleri nasıl sevsin. Gittim işte. Bazen bıçak sırtı yaşamaktan bıkıp usandığım için kaçtım gittim. Bazen de güneş burada kapalıysa başka yerlerde mutlaka açıktır düşüncesiyle gittim. Ama seni terk etmenin ıstırabı hiç peşimi bırakmadı. Yaşadığım yerlere sensizlik tarif edilemez bir sızı olarak peşimden geldi. Kaçamadım senden. Gitme deseydin bana, gitme deseydin bir kerecik. Gitmezdim elbette. Ama hayır, yanında olsam yüzüme bile bakmayacaktın biliyorum. Ben senden uzaktayken seni daha fazla özlediğimi fark ettim böylece. Her gidişimde; bir gün, ağır yaralı, ordusunu kaybetmiş bir asker gibi döneceğimi bile bile gittim. Hiç, ama hiç gitmek istemedim, ayrılmak istemedim senden… Hiç ama hiç dönmek, gelmek istemedim sana… Dönüşümde yüreğime muska gibi taktığım bir Yusuf Hayaloğlu şarkısının bile farkına varmadın;  Yağmurlar içinden ıslandım geldim. Bir kuru değneğe yaslandım geldim. Sıcacık çorbana muhtacım inan, ölümlerden geçtim uslandım geldim.”

Ben geldiğimde sen uyuyordun Samsun. Karlar yağıyordu üzerine. Tren sesleri geliyordu uzak ıssızlarından.. Bir köpek burnundan sıcak nefesler çıkararak geçip gidiyordu yanı başımdan.. Ağır bir uyku gibi bilinçaltıma yerleşmiş siren sesleri, tren seslerine karışıp gidiyordu. Ben sana geliyordum, karşılıksız bir aşkı yaşayan yeni yetmeler gibi…

Gittiğim her şehirde seni yaşadım: Eskişehir’in birbirinin aynı caddelerinde kaybolduğumda sen vardın aklımda.. Mimar Cevat Ülger’in Camiine bakarken Büyük Cami’ni özlüyordum orada… İstanbul’un gecekondu mahallelerinde, kömür karası havayı çekerken ciğerlerime bir Kısa Samsun öksürüğü ile boğuluyordum. Çeliktepe’nin yokuşlarını tırmanırken birazdan Mecidiyeköy yerine senin siluetin çıkacak diye sabırsızlanıyordum. Ya da Kütahya’nın Kalesi’nden seyrettiğim sendin başkası değil. Ya da Trabzon’un dar ve yorgun ara sokaklarında gezinirken, sen vardın içimde, ruhumda, bir o kadar yorgun ve ümitsiz ve karamsar… Ya da Ordu’nun soğuk kış günlerinde sahilinde attığım voltaların hemen yanı başında da sen vardın. Sen hep varsın bende. Senden ancak ölünce kurtulacağımı anladım ben.

Anakara’nın bir türlü alışamadığım otoriter ukalalığından da senin merhametsiz kucağına sığındım Samsun.. Sen benim karşılıksız sevgilimdin ve hep öyle kalacaksın. Hiç beni sevmedin, sevemedin nedense..

Konya’dan bile sana geldim ben, çıkarken gitme der gibiydi Mevlana Türbesi, Alaattin Tepesi…Sen de bana böyle seslenseydin, çağırsaydın.. Çağırsaydın beni bir kere.

Biliyor musun şimdi kim bilir kaç evladın gurbetin soğuk, bekar odalarında senin hasretinle kavruluyor. Uykusuz gecelerinde Samsun’un Meydanı, Saathanesi, ya da ne bileyim hırçın Karadeniz’i diye başlayarak, anlatarak bir sağa, bir sola dönüp duruyorlar. Uyuyamıyorlar. Sen bize sahip çıkmadın Samsun, kaybolduk biz. Geleceğimizi ve hayallerimizi başka şehirlerde bitirerek, yitirerek, harcayarak döndük sana. Biz senin soğuk, taş kadar soğuk yüzüne hasret, sen bizim hayallerimizi hiç ciddiye almadın Samsun.

Artık kovsan da, istemesen de beni gitmiyorum, gidemiyorum. Ölüm yaklaştığında mezarlığa doğru yola çıkan filler gibi burada senin toprağına gömülmeyi bekliyorum. Hayallerini yaşayamamış ve geleceği elinden alınmış olarak geldim sana.

Ama sen hala eski Samsun’sun. Hala sahip çıkmıyorsun seni yaşayanlara, sende yaşayanlara.. Meydan’da, yani tam kalbinde bir tinerci eski Tekel Binası’ndan sana bağırıyor, nara atıyor, duymuyorsun. Elindeki bıçak ile kendi bedenini değil; seni parçalıyor, seni bırakıyor boşluğa. Seni İntihar ediyor. Okul çocukları birbirlerini değil, seni öldürüyorlar mahalle aralarında. Hiç umurunda değil.

Senin için doğuyor bu güneş ve senin üzerinde dolaşıyor bu martılar. Karadeniz sana aşkını anlatmak için bu kadar hırçın. O da benim gibi karşılıksız sevmelerin yorgunu. Yağmur senin vefasızlığına yağıyor Samsun.

 

 

 Yazara ait diğer yazılar
 19.03.2007 | Mehmet Akif’in Oğlu
 24.02.2007 | Basın Öne Eğilmesin
 23.02.2007 | Kent Kültürü; Demirciler Yokuşu’nda Son Demirci
 24.01.2007 | Kaç Türk Bir Ermeni Ediyor
 21.01.2007 | Ömer Lütfü Mete; Elhamdülillah TÜSİAD karşıtıyım
 13.01.2007 | Sivil Toplum ve Medya İlişkisi
 10.01.2007 | ANAP’ın Medya ile İmtihanı
 06.01.2007 | … Yenilgi; büyüyen bir zafer vardır
 03.01.2007 | The Takwa
 27.12.2006 | Pratiğin Yasaları Nasıl İşler
 

Ahmet Seven
Sami Kesmen
ihsan ide
İsa Abanoz
Hamit Seven
RecepYazgan
Hatice Olgun
Diyetisyen Ebru Çebi
Dr.Didem GÜLMEZ
Özlem Derya
Ahmet KÖKSAL
Mehmet Hazinedar
Uçkan APAK
Deniz Aloğlu
Mahmut BAYRAM
Habib Başar
M.Niyazi ALTUNSOY
Emre SEVEN
Akın Altın

Samsun, 14 ilesi 958 köyü ile internette               Copyright 2005 Samsunili.net

Resim Galerisi  | Samsun Milletvekilleri  | Spor/ Samsunspor  |WAP Servisi | Son Dakika | iletişim| Reklam  

Site en iyi 1024x768+ çözünürlük, IE8+ sürümlerle görüntülenir.

   
   
 

Sizin yeriniz burası

Bu Siteye reklam ver..!

Samsunili@samsunili.net

  FERTICENTER

İstanbul Tüp Bebek Merkezi